Denge Oyunu

Şu okey taşları da ne kadar çok işe yarıyor. Sayıları, renkleri onlarla öğrendik. Bakkalcılık oynayıp, okey taşı paralarımızla zengin olduk. Şimdi de  el- göz koordinasyonunu geliştirmek için denge oyunu oynuyoruz. Okey taşlarından kuleler yapıyoruz. Evet, biraz zor ama böyle zor oyunlardan sonra başarının zevki bir başka oluyor. Taylan da ablasının oyunlarına katılma istiyor. Oldukça meraklı ve hemen masada yerini alıyor. Hatta poz bile verdi. Bu ilgi 5 dk. sonra yıkım aşmasına geçti. Sanırım bu daha zevkli bir oyun!

Sinem başta zorlansa da sonradan zevkine vardı ve artık Taylan uyuduğu zamanlarda oynuyoruz. İlk başta hiç yıkılmayacak gibi düşündüğünden olsa gerek hemen suratı düşüyordu. İkinci oyundan sonra bunun gayet normal olduğunun herkesin kulesinin yıkılabileceğini öğrendi. Annesinin bile.(!) Çünkü kızım kendi kulesini benim yaptığım kule ile karşılaştırıyor. Oldukça mükkemmelliyetçi bir karakteri var. Her şeyin en güzelini, en iyisini yapmaya çalışıyor. Yapamayınca mutsuz oluyor. Hatalarına üzülüyor.Umarım bir gün, herkesin hata yapabileceğini ve her şeyin her zaman tam istediğimiz gibi olamayacağını ve bunun için kendimizi o kadar üzmeye gerek olmadığını öğrenir. Şimdi ne kadar anlatsam da anlamıyor bunu kendi tecrübelerinden öğrenecek.

Geçen gün öğretmeni de bitirdikleri dergiyi verdi. Bazı yerlerinin eksik olduğunu gördüm. Öğretmeni de Sinem’in kendi yaptığı şeyi beğenmeyince yapmadığını, kalp resimlerini de arkadaşının daha güzel olduğunu görünce ona yaptırmış.  Sonradan kızıma sorduğumda,  anlaşma yaptıklarını, arkadaşının ona kalp resmi yaptığını o da onun matematik sorularını çözdüğünü söyledi. Açıklaması da şöyle:

-Ama anne benim kalplerim güzel olmuyor. Onlar da hep yanlış yapıyor matematikte. Öğretmen de düzeltmiyor!

-Peki öğretmenin bir şey demedi mi?

- Dedi…

-Ne dedi?

-Sen öğretme ben öğretirim dedi!  Ama hiç öğretmiyor ki…

Çocuk işte …:)

Keşke hep böyle gülseler…

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Hediye Kitap- Güzel Ülkem Türkiye

Çok okuyan mı çok gezen mi bilir diye sorsam?…

İdda ediyorum:

Çok okuyup çok gezen bilir.:)

Bunun için de  ilk yapman gereken ilk önce bu kitaba göz atmak.Çocuklar, bu kitapla eğlenerek öğrenecek, güzel ülkemizi tanıyacaklar. Kimbilir belki bir gün ”Ne çok gezilecek yer varmış!” deyip merakla yollara düşen küçük birer gezgin olacaklar.

Yazar diyor ki:

‘ Sen oyalanmadan toparlanmaya başla! Elindeki kitapla beraber hayret verici bir yolculuğa çıkmak üzeresin.

Keşif dedik yolculuk dedik, haydi madem biraz ipucu verelim. Sabah kahvaltısında Kapadokya’da , öğle yemeğinde Nemrut’ta , akşam yemeğinde Mevlana Müzesinde olacağız. Yatıya nerede kalacağımız  konusunda garanti veremiyoruz. Beş yıldızlı oteller olmayacağı kesin.”

Anlatımı ile sizi de eğlenceli geziye  dahil eden bu kitapla, Selimiye Cami’ni, Sümele Manastırı’nı, Ani Harabelerini,  Hasankeyf”i, Pamukkale’yi, Mevlana Müzesi’ni ve daha bir çok eseri yakından tanıyıp ülkemizin tarihi  ve doğal güzelliklerine hayran kalacaksınız.

Şimdi…

Bu kitabı merak ettim ve bu yazının altına istiyorum deyip yorum bırakanlardan 3 kişi çekilişle bu kitaba sahip olacak. Kazananlar 4 Haziran günü, bu blogda yayınlanacak. Takip etmeyi unutmayın!

Son bir söz; Kızımın ve bir çocuk kitabı sever anne olan bendenizin yayınevinden küçük bir ricası…

-Bu kitap  RENGARENK olsuuunn!   :)

Kazananları görmek için tıklayın…

Yenebilen Bir Deney

İlk defa ortaya çıkan ürünü yiyebileceğimiz bir deney yaptık. Aslında deney dememizin sebebi nasıl oluştuğunu anlamak ve bu konudaki bilgilerimizi artırmak.Yoksa yaptığımız, evimizde yediğimiz bir peynir türü. Lor peyniri diyecektim ama az önce rastladığım bilgiye nazaran bunun lor peyniri olmadığı, asıl lor peynirinin peynir altı suyundan yapıldığını eklemek isterim. Bizimkisi süt kesiğinden elde edilen bir peynirmiş. Yanlışlıkla halk arasında lor peyniri deniliyormuş. Ama beklediğimden daha lezzetli oldu ya artık soframızdan eksik olmaz.

Deney Ön Bilgisi:

Kızımdan biliyorum okul şarkılarında hep vitaminlerden söz ediliyor. Onların yararlarından, bize sağlık ve güç verdiği anlatılıyor. Ya proteinler…

İşte Sinem’e bir de proteinlerin varlığından söz etmek gerekti. Kendisi, benim gibi, bir peynir sever olmadığı için belki nasıl olduğunu görür de kendisi denerse bir ihtimal yer dedim. 

-Sinem protein ne demek biliyor musun?

-Hayır..

-Peki vitamin?

- Vitaminler, bizim büyümemize ve sağlıklı olmamıza yardımcı olur. Hastalanmamızı engeller.

-İşte proteinler de bizim büyümemize yardımcı olurlar.Vücudumuzda meydana gelen bütün faaliyetlerde gereklidirler.

-Peki, protein hangi yiyeceklerde vardır?

-Bilmem!?!

-Vitaminler?

-Meyvelerde, sebzelerde…

-Proteinler de sütte, peynirde , yoğurtta, ette, balıkta, baklagillerde… Yani bir çok yiyecekte var.

Şimdi sütteki proteini görmek için bir deney yapacağız, Hatta sonunda yaptığımız şeyi de afiyetle yiyeceğiz.:)

Gerekli Malzemeler:

  • 1 L süt
  • yarım çay bardağı elma sirkesi
  • Sütü kaynatmak için bir kap
  • Süzmek için bir tülbent ve süzme kabı

Yapılışı:

Sütü iyice kaynattık. Kaynama devam ederken, içine karıştırarak sirkeyi ilave ettik. Süt hemen kesildi ve tortular oluşmaya başladı. Bir müddet daha kaynattıktan sonra süzgecin içine tülbent koyarak sıvı boşalttık ve süzülme işleminin tamamlanması için bir yere asarak beklettik. İyice süzüldükten sonra içine lezzetlendirmek için biraz tuz ve taze kekik ekledik.

Nasıl Oldu?

Sütün içinde bulunan protein kazeindir. Kazein sirkenin içindeki asitle karşılaşınca, asitle birleşemediğinden pıhtılaşır. Biz buna kesildi deriz.Böylece protein oranı oldukça yüksek bir bir besin ortaya çıkar.

Bir de bunu deneyelim:

  • Aynı deneyi başka asidik maddelerle deneseydik aynı sonucu alır mıydık? Mesela limon suyu, yoğurt…
  • Tam yağlı süt yerine yarım yağlı süt kullansaydık sonuç değişir miydi?
  • Yarım çay bardağı yerine bir çay bardağı sirke kullansaydık nasıl olurdu?

Fazladan bilgi:

  • Sirkenin içindeki asit- asetik asit
  • Limonun içindeki asit-sitrik asit
  • Yoğurdun içindeki asit-laktik asit

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Çocuklar için Eğitici Bilgisayar Oyunları

Biz bilgisayarla 18 yaşımızda tanışmış olsak da çocuklarımız bilgisayarla neredeyse doğar doğmaz karşılaşıyor. Her  ne kadar  uzmanlar televizyon ve bilgisayarın zararlarından söz etseler de ben her şeyde olduğu gibi doğru ve yerinde kullanıldığında zarardan çok yararı olacağı düşüncesindeyim. Bu nedenle anne kontrolü altında :) kızım, hatta oğlum da bilgisayarı kullanıyor. Zaten bilgisayarı daha çok oyun oynamak ve bir şeyler çizmek, boyamak için kullanıyor. Genelde oyunlar da hep eğitici. Annelik müdahale hakkımı da sadece kız oyunları adı altında geçen manken görünümdeki kızlara elbise ve makyaj kombini(!) hazırlama oyunları. Gereksiz hatta zararlı olduğunu düşündüğüm bir oyun. Ondan sonra başlıyorlar yok şu ayakkabı bununla olmaz, yok bugün şu elbiseyi mi giysem, pantolon bana yakışmaz… Neyse kız anneleri beni anlamıştır.:)

Bir kaç tane kızımın ve benim de çok sevdiğimiz, eğitici olduğunu düşündüğüm oyun var. Bunları paylaşmak istiyorum.

BRAİN SAFARİ

Okul öncesi dönemdeki ve ilkokul dönemindeki çocukların hem eğlenecekleri hem de analiz yapma, görsel düşünme becerilerini, karar verme yeteneklerini geliştirecekleri bir oyun. Görselleri de tam çizgi film tadında.

LUMOSITY

Her yaştaki insan için zeka geliştirme ve zeka oyunları sitesi. Oyunların hepsi çok güzel.  Benin en çok oynadığım bir hızlı matematik oyunu olan rain drops, kızımın ise bir dikkat oyunu olan eagle eye (dı). ”Dı” diyorum çünkü site artık paralı olmuş. Her bölümde bir veya iki oyun dışında diğerlerini oynamak için ücret talep ediyor. Üzüldüm. Yaklaşık iki yıldır beğenerek takip ediyorduk.

 HIZLI MATEMATİK

Dört işlemi yeni öğrenen çocuklar için  aritmetik hızı kazandırmak için başarılı bir oyun.

1 dakika süreniz var. Dört işlemden istediğinizi seçebilirsiniz.


SU KAPASİTESİ OYUNU

Analitik düşünmeyi gerektiren bir oyun. Başlangıçta çocuklara  biraz zor gelebilir ama birlikte çözülürse zamanla onların da ilgisini çekiyor ve seviyeleri başardıkça mutlu oluyorlar.

Şimdilik bu benden bu kadar. İyi eğlenceler…

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Çiçeğin içtiği su nereye gider?

Yaz geldi. Artık çocukları evde tutmanın imkanı yok. Her yerde çiçekler açtı, ağaçların neredeyse meyveleri olgunlaşacak. Ağaçları, yapraklarından tanımaya merak sardık. Şu ağaç, kiraz ağacı, şu elma derken, acaba nasıl bu kadar çabuk büyüdüler…

Okulda öğrendiğimiz şu cümle size de tanıdık gelecektir.”  Bitkiler topraktan aldıkları su ve mineraller ile güneşten gelen enerji ile….” İşte bu topraktan gelen suyun, bitkilerin büyümesine katkısını gözlemelemek için bir deney yapalım dedik.

Gerekli Malzemeler:

  • Bir çiçek ( Beyaz renkli olması tercihimizdir)
  • Bir bardak su
  • Gıda boyası

Deneyin Yapılışı:

Bahçeden topladığınız çiçekleri, hatta bizim gibi yol kenarında kendiliğinden yetişen çiçekleri bulursanız daha iyi olur, bir miktar gıda  boyası katılmış suyun içerisine koyuyorsunuz. Sizin yapacağınız bu kadar. deneyin devamını sevgili çiçeğiniz yapıyor. :) 1-2 saatlik aralıklarla fotoğrafını çekerseniz, renginin nasıl değiştiğini görmek daha güzel oluyor.

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Daha fazla deney için:

Annelik Sendromu

Malum annneler günü yaklaşıyor. Bugüne değin hep annenizin , anneannenizin , babaannenizin gününü kutlamış olan siz, artık kutlama mesajları alacak annelik konuma geldiyseniz başka oluyor günün anlam ve önemi. Ama bir şey diyeyim mi? Asıl mutluluk ve heyecan çocuğunuzdan gelen kutlama ve sevgi mesajları oluyor.

Nasıl bir şeyse şu annelik sendromu? 

Daha doğmamış çocuğa mektup yazdıran, olmamış belki de hiç gerçekleşmeyecek olaylar için üzülen, gelecek için endişe şeklinde kendini gösteren bu sendrom en son dün kızımın ”Anneler Günü” gösterisini seyreden bende iyice kendini göstermiş oldu.

Günler öncesinden belirti vermeye başlamıştı aslında.

-Kızını izledik de, çok güzel dans ediyor, maşallah!

-Şiirini de çok güzel  tane tane okuyor!

denildikçe ” Dans etmeyi çok seviyor da ondan”, ”çabuk ezberliyor” gibi cümlelerle geçiştirsem de içimden, ”Kimin kızı!, ”Anasının kuzusu”  demedim değil hani. Sonra, kıyafetlerini giydikçe, salına salına yürüdükçe ” Maşallah analar ne evlatlar doğuruyor” demekten kendimi alamadım. (Şu sözü de araya sıkıştırayım: ”Dünyada, bir güzel çocuk vardır ve bütün anneler bu çocuğa sahiptir”:))

Neyse, işte o günden beridir, bu sendromun pençesindeyim. Kızım çıkınca dayanamaz ağlarım diyen ben, daha ilk çocuk çıkar çıkmaz gözyaşlarını tutamadı. Nasıl bir şeyse bu annelik, her çocuk için, kendini onun annesinin yerine koyuyorsun. Bir de  düşün bunu yapan, kendi çocuğu çıkınca ne yapar. Bir ara baktım, slayt gösterisinde öpücükler gönderen kızıma ben de gönderiyorum gözlerimdeki yaşları silmeye çalışarak.

Şiirler söyleniyor. Bir ara perde aralandı, çorabından tanıdım, sıra ona geldi. Bir heyecan, bir heyecan. Meğerse önünde iki çocuk daha varmış. Her ”Şimdi şiirini söylemek üzere…” dendiğinde yüreğim ağzıma geldi. O, şiirini söyledikçe ben içimden tekrar ettim. Sonra ben karıştırdım,unuttum. Neyse ki o kendi tabiriyle süper söyledi. Bütün program boyunca elimde mendil, su içerek kendimi sakinleştirmeye  çalıştım.

Ne de sulu gözlüymüşüm yahu! 

Bir ara kendime sendromdaş(!) aradım salonda ”Bir tek ben değil” demek için ama maalesef yok benim gibisi.:)

 Lütfen, söyleyin durumum çok mu vahim?

Bunlar da ilginizi çekebilir:

ÇOCUKLAR GÜLEREK UYANSIN!

Anne-babaların, hayatta çocukları için istediği en önemli şey onların mutlu olmasıdır. Bütün çabamız onların yüzünde gülümsemelerinin eksik olmaması için. Oysa bazen, görmezlikten geldiğimiz, konuşmaya çekindiğimiz konular  nedeniyle onların mutlu olmalarını, farkında olmadan engelliyoruz.

İşte bu sorunlardan bir tanesi olan gece ıslatma(enürezis),Çocuklar Gülerek Uyansın projesiyle artık çocuklarımızın yaşamında bir mutsuzluk nedeni olmaktan çıkıyor. Gazeteci, yazar ve üç çocuk annesi Pınar Reyhan Özyiğit‘in sözcüsü olduğu proje DryNites®la hayat buldu ve artık çocukların, sabahları yüzlerinde gülümsemeyle uyanmaları için ilk adımlar atıldı bile. Sabahları çocuk kahkahasından başka insanı daha ne mutlu edebilir ki…

http://www.cocuklargulerekuyansin.com adlı site de bu amaçla kurulmuş. Sitede, alt ıslatma ile ilgili detaylı bilgilere, uzman görüşlerine yer verilmiş.. Aileler kendi sorunlarını paylaşabildiği gibi soru sorup yanıt  da alabiliyorlar.  Pınar Reyhan Özyiğit de konuyla ilgili yazılar paylaşıyor.  Ayrıca bu sorunları yaşayanların hikayelerine de yer verilmiş ki siz de okuduğunuzda aslında konun ne kadar önemli olduğunun  farkına varacaksınız. Proje herkesten destek bekliyor.

Çocuklukta yaşanan ve göz ardı edilen birçok konu aslında yetişkinlikte çok daha büyük bir problem olarak karşımıza çıkıyor.

…ve Pınar Reyhan Özyiğit diyor ki:

Eğer  projemizi siz de arkadaşlarınız, akrabalarınız ve sosyal çevreniz ile paylaşırsanız, sadece anlatırsanız bile çok büyük bir iş yapmış olacaksınız.

Benzer şeyleri yaşayan bir annenin, bu sorunun ürolojik bir sorun olduğunun ve sadece doktor kontrolünde tedavi ile çözülebileceğinin farkına varmasını sağlayacaksınız.

Böylece bir çocuğun da gülümseyerek uyanmasının sebebi siz olacaksınız.

Küçücük bir çocuğun geceleri istediği sütü içmesini, yemek sonrası dilediği kadar karpuz yiyebilmesini ve diğer arkadaşları gibi sabah yataktan mutlulukla kalkmasını siz sağlayacaksınız…

Tek yapmanız gereken projemizi duyurmaya yardımcı olmak, paylaşmak, paylaşılmasını sağlamak!

Çok teşekkür ediyoruz çünkü şimdi senin de yardımınla çocuklar gülerek uyanacak…


Konu ile ilgili daha ayrıntılı bilgi almak isterseniz:

Çocuklarımızın yüzünden gülümseme hiç eksik olmasın ve sabahları gülerek uyansınlar.:)

Gökyüzü Neden Mavidir?

Merak eden çocuk soru  sorar. Ancak bazen bu merak duygusunun ortaya çıkması için çocuğa ortam yaratılması gerekir. Mesela çocuğunuza  kitap okumayı sevdirmek  için kitap oku derseniz bunda pek başarılı olacağınızı sanmıyorum. Zaten emir kipindeki cümlelerle veya sadece yapılması gerekeni ifade eden cümlelerle  kimseye bir şey yaptırtmak , hele sevdirmek  mümkün değil. Çocuklar konuşmayı, yürümeyi vb. hareketleri taklit ederek öğrenir. Bu tespitten yola çıkarak kitap okumayı çocuğunuza sevdirmek için ilk önce sizin kitabı sevmeniz ve okuması için de sizin  de kitap okuyor olmanız gerekir.

Bu düşüncelerden hareketle, kızımın genel kültür bilgisinin artması için onun sorduğu soruların yanı sıra ben de ona bazı sorular sorarak o konu üzerinde düşünmeye yönlendiriyorum. Bir önceki yazımda bahsettiğim beyin nasıl birşey, kanımızda ne var gibi kendi merak ettiği soruların cevaplarını birlikte bulduk. Şimdi sıra bendeydi.:)

-Gökyüzü neden mavidir?

-Bilmiyorum!

-Biraz düşün o zaman. Neden mavi görünür?

-Bulutlar mavi olduğu için…

-Bulutlar mavi midir?

-Bazıları… Beyaz da var, gri yağmur bulutları da…

-Demek ki bulutlardan değilmiş!

-????

Kendimizi havanın içerisinde yaşıyormuşuz gibi düşünebiliriz. Yani hava her yerdedir.

-Mesela camları açarız hava içeriye girer  ve temiz hava soluruz.

-Peki camları kapatırsak içeride hava olur mu?

- Evet, yoksa nefes alamazdık!

Yani, hava her yerde var. Hava dediğimiz gaz karışımı aslında renksizdir. Göremiyoruz ama hissedebiliriz. Elini hızlıca salla! Etrafımızdaki nesneleri de güneşten gelen ışınlar onları aydınlattığı için görebiliyoruz.

Güneş ışınları atmosfere girdiğinde atmosferdeki gaz moleküllerine ve toz parçacıklarına çarparak saçılır. Gün ışığı değişik dalga boylu birçok ışından oluşur. En kısa dalga boylu mavi ışınlar atmosferin üst tabakalarındaki küçük parçacılar tarafından hemen saçılırlar. En büyük dalga boylu olan kırmızı ışığın saçılması için çok daha büyük parçacıklara çarpması gerekir.

Gökyüzü açık olduğunda, mavi ışık diğer ışıklara oranla en fazla saçılan ışıktır. Bu yüzden de gökyüzü mavi görünür. Mesela gökyüzü yoğun bulutlarla veya dumanla dolu olduğunda, tüm ışınlar nerede ise aynı oranda saçılır. Bu da gökyüzünün gri renkte görünmesine sebep olur.

Bir de gökyüzünde renk şölenine neden olan ve Kutup Işıkları adını verdiğimiz muhteşem gökyüzü manzaraları var.Kutup yakınlarında ki  bölgelerinde kıştan yaza geçerken saçılan güneş ışınlarının  manyetik alanlara rastlaması sonucu gökyüzü rengarenk görünür.

 

 

 

 

5 yaşındaki bir çocuğa onun anlayabileceği dilde anlatmak zor. Sorularla onu cevaba yönlendirmeye ve mümkün olduğunca basit dilde aktarmaya çalıştım. Kutup ışıklarını da merakını arttırmak için anlattım. Nitekim de başarılı oldum. Çünkü gerçekten çok güzel bir manzara. Öyle değil mi?:)

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Adam Olacak Çocuk Soru Sorar!

Çocuklarda merak duygusu doğuştan olsa gerek  ki meraklı olmayan çocuk genelde yok gibidir. Özellikle 3-4 yaşlarında bu tavan yapıyor. Zamanla, büyüdükçe, günlük  yaşamın içinde boğuşmaya başlayınca, toplum içinde daha çok yer almaya başlayınca  bu duygu azalıyor, köreliyor ve gittikçe daha az soru soran, merak eden bireyler haline geliyoruz. Bunun bir çok sebebi yada bahanesi diyelim, elbet bulunabilir. Oysa çocuklardaki merak duygusu, öğrenme isteği soru sorarak kendini gösterir ve genelde biz anne babalar,gene birçok bahaneye sığınarak bu soruları geçiştirir ya da bilinmeyen bir zamana erteleriz. Bu cevaplamaya imkan  bulamadığımız zamanlarda sarf ettiğimiz kelimeler bazen çocukların tekrar soru sorma cesaretini kırar. Girişimciliklerine bir engel oluşturur, belki de özgüven olumunu sekteye uğratır.

Son zamanlarda kızımın sonu gelmeyen sorularını geçiştirdiğimi, bazen de tahammül sınırlarında dolaştığımı fark ettim. Bunun elbetteki bahanesi var  ama dediğim gibi bahaneler boş. Oysa, kızımın 3 yaşınkeykenki  çok basit sorularına bile bıkıp usanmadan cevap verebiliyordum. 

- Anne, neden karga lambanın üstüne konmuş?

- Yorulmuş olabilir.

-Neden?

-Çok uçmuş olabilir.

-Neden?

-Yemek bulmak için belki de…

-Neden?

-Acıkmıştır.

-Neden?

-NEDEN?

-Neden?….

Sonu gelmeyecek gibi görünen ”Neden” soruları.

Zamanla soruların niteliği de değişti.

-Anne, beynimiz nasıl bir şey?

-Kanımızda ne var?

-Kalbimiz nasıl çalışıyor?

Bu soruları okuldaki bir etkinlikte, okuduğumuz hikayede ilgisini çektiği içi merak ediyordu. En son da okuduğumuz kitapta dünyanın yuvarlak olduğunu    kimin  ve nasıl olduğunu anlatıığı bölümde güneş tutulmasından bahsediyordu.  

-Güneş tutulması ne demek?

Basitçe açıkladım. Ertesi gün de güneş tutulması ile ile ilgili videolar izledik. Bu çok daha eğitici ve eğlenceli oldu.  

Ben de yeni bir karar aldım. Merak ettiği konularda ona karşı daha sabırlı olacağım ve gerekli desteği gösterceğim.

Adam olacak çocuk çok soru sorar  diye  düşünüp bloğumda yeni bir bölüm açmaya karar verdim. Bir nebze de olsa, çocukların merakını giderecek, anne- babalara yol gösterecek,  zor sorular basitçe cevapların olacağı yazılar  ADAM OLACAK ÇOCUK’ta.

İlk konu  da gökyüzü neden mavidir? :)

Veeeee Kazananlar….

Geçen hafta hediye edeceğimi duyurduğum Yorgun dünyamız adlı kitabını kazananları belirlemeye geldi sıra. Miniklerin çekilişle belirlediği şanslı isimler Ufuk, Emel ve Emine Tekin oldu. Kendilerini tebrik eder iyi günlerde keyifle okumalarını dileriz. :)

 

 

 

 

 

 

 

 

NOT: Posta adreslerini miniklerveannleri@gmail.com adresine bildirirlerse ben de yayınevine ileteceğim. Kitapları kendilerine kargo ile ulaştırılacaktır.