Tiyatrolar Pahalı mı Olmalı?

Bu hafta sonu Metrocity Avm’nin düzenlemiş olduğu ücretsiz çocuk tiyatrosuna gittik. Bize çok yakın olmasına rağmen her zamanki ki en yakındaki en sona bırakılır misali her zaman gidebiliriz dedim ve bugüne kadar erteledim. Gene de ertelemeye devam edecektim de YKK merkezindeki yaratıcı darama ile okuma atölyesine  rezervasyon için internet sayfasını açıp ” Rezervasyonumuz dolmuştur” yazısıyla şoke olana kadar. İşte imdada o zaman en yakınındaki yetişiyor.:) İyi de oldu. Bu hafta Heidi vardı. Çünkü kızım, benim çocukluğumun o cıvıl cıvıl karakterini hiç duymamasına rağmen, çok sevdi. Eve gelince Heidi’nin söylediği şarkıları söyledi. Demek ki iyi olan her zaman etkili. Haftaya Bremen Mızıkacıları varmış.  Kızım gene götür diye yalvarıyor, ben oğlumu nasıl oyalayacağımı düşünüyorum. Çünkü kendisinin gözü araba dışında hiçbir şeyi görmüyor. 

Bunun dışında tiyatro alanın küçük olması, talebin fazla olması, bazı çocuklarını ayakta kalmasına neden oldu. Hele ki bazı ebeveynlerin,      sandalyelere oturması ve uyarılara rağmen yerlerini çocuklara vermemesi ”Acaba bu tiyatro kimin için?” diye düşündürdü ve bir kez daha eğitim şart dedirtti. Ancak yanımdaki hanımefendinin, sürekli söylenip” Bize ücretsiz yaramıyor. ”Aslında tiyatroları çok pahalı yapacaksın ki…”,  fikrine katılmıyorum. Bu sadece çözümsüzlük üretmekten başka bir şey değil. ”Paran yoksa tiyatroya gitme o zaman” anlayışı demokratik ve sosyal toplumlarda olmamalı. Sorun oturma yerlerinin azlığı ise, o zaman  tiyatroya ev sahipliği yapan mekandan daha geniş bir alan talep edilebilir. Çocuklar minderlerde değil de, basamaklı oturma yerlerinde tiyatroyu izleyebilirler. Böylece daha rahat görebilirler. Ebeveynlerin de oturabileceği bir kısım yapılabilir. Çünkü 50 dk boyunca çocuğunu orada bırakamayan anne-babalar ne yapacaklarını şaşırdı. Buna anne-babasından ayrılmak istemeyen çocuklar da eklenince, sahnenin etrafı bir insan yığını haline geldi. Artık ayakta beklemekten yorulmuş bir babanın, elinde balonlarla yere, kimilerinin etraftaki süs bitkilerinin saksılarına oturması, ilk başta göze hoş görünmese de bu bir sorunun ve ihtiyacın göstergesiydi. Onun dışında artık insanlarımız da çağdaş insan olma kavramını benimsemeleri ve ona göre davranmaları gerektiğine inanıyorum. Böyle mekanlarda orada bulunma amacımızı ve her zaman çocuklarımıza model olduğumuzu unutmamalıyız.

Tiyatro sinema gibi değil. Seyirciyi oyunun içine çekebilmek, ilgiyi canlı tutmak çok zordur. Hele ki bu seyirci, çocuk ise. Ben Heidi oyunun bu açıdan oldukça başarılı buldum. En azından çocuklar, oyunun sonuna kadar dikkatle izlediler. Hatta, benim kızım dahil bir kaç çocuk Heidi ile üzüldüler, Heidi ile sevindiler. :)

This slideshow requires JavaScript.

Bunar da ilginizi çekebilir:

About these ads

Bu yazıya yorum yapmak ister misiniz?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s