Anneler ve Çocukları- Müge ve Gökçe ile Söyleşi

photoMüge Demirözü Öztürk nam-ı değer Philips Avent Annesi Müge kimdir, seni tanıyabilir miyiz?

Anadolu liseli, teknik üniversiteli, Ankaralı, İstanbul’a ve her Türk annesi gibi çocuğuna sevdalı. Çok okur, araştırır. Hayat biriktiricisidir, güzeli kendine saklamaz, paylaşır. Ukala olmadan paylaşabilmek için yazmayı konuşmaya açık ara sever.

Gezer.

Doğayı, baharda İstanbul sabahlarında olmayı, morun tüm renklerine batmış çiçekleri çok sever.

Amfi kızıdır. Doğarken kafasına aldığı astrolojik darbeden oğlaktır. Çatık durur, komiktir. HT Hayat’taki Pembe Bisiklet (link: http://www.hthayat.com/yazar/muge-demirozu)  köşesinin taze; Avent Blogu hamileveanne.com (link: http://www.hamileveanne.com)’un 4 yıllık yazarıdır.

  • Sosyal medyada rastladığım resimlerin sanki içinde yaramaz ve bir o kadar da zeki bir çocuk varmış gibi bir izlenim bırakıtı bende. Sahi nasıl bir çocuktun?

Ağırbaşlı doğanlardan. Seneler geçtikçe muzipleştim. Sorumluluk sahibi ve ödev seven bir yapıda olduğumdan otorite ile hiç sorunum olmadı, haylaz grubu yaşıtım da. Şimdi bazı haylazları çok seviyorum.

  • Kızını kendine benzetiyormusun ya da hangi huyları sana  benziyor?

Kızım iradeli. Kararlılık konusunda kendime benzetiyorum, şükür ki çocukken benim olduğumdan daha atak. Muzip doğanlardan o.

  • Takıntıların ya da daha kibar bir şekilde söylersek  prensiplerin, olmazsa olmazların :) var mı?

Daha titiz bir anne olarak başlayıp, yolda ağırlık atmaya başladım. Benim çocuğum asla ruj sürmeyecek diyen annelerdendim ben de örneğin. Ancak baktım ki, kızımın o deneyimden aldığı fayda, rujun zararlı kimyasal etkisinden daha fazla, ipleri gevşettim. İlk 2 yıl TV izlemedik ama şimdi makul sınırlarla o da kabul. Şeker konusunda daha dirayetli olabilmek isterdim ama çevre baskısına yenildim. Özgüveni ve yaratıcılığı için ilk 3 seneyi bana zor olacak şekilde geçirdik ama şimdi boyaların, evdeki düzenin ve ritmin talebini yapıyorum ben de.

  • Bütün rollerinden sıyrılsan, yani anne , eş, evlat, kardeş, Müge Demirözü olmasan… Sadece Müge.. . Hayalleri, keşkeleri, umutları, pişmanlıklarıyla Mügeyi bize anlatır mısın?

Bunlar olmasam olduğum kişiden zevk almam sanırım. Şu an olmak istediğim kalabalıklayım ve bu bana mutluluk veriyor. Daha fazla kalabalığı istiyor ve sadece kendime karşı daha bağışlayıcı olabilmeyi diliyorum. Zihnen affettiğim pişmanlıklarımı, kalbimden de silebilmeyi diliyorum. Umudum kendime yarayan her şeyi paylaşabildiğim işimin ve ailemin büyümesi.

  • “Minik Balık Artık Küçük Kara Balık” yazını okuyunca “Ayy ne kadar aynu düşünüyoruz “ demekten kendimi alamadım. Hayır demek, hayır demenin riskini göze almak kolay bir şey değil. Özellikle kadınlar için. ( Bu benim naçizane tespitim) Sen küçük kara balık olabildin mi?

Uzun sürdü ama oldum. Neyi istediğimi ve neyi istemediğimi net olarak biliyor, bunu kibarca ancak kesin bir şekilde talep edebiliyorum artık. Bu yeti kadınların devreyi tamamlamasını sağlıyor ve onlara 10 panter gücünde bir annelik kuvveti veriyor sanırım.

Şimdi biraz Anne Müge’den bahsedelim mi?

  • Müge ile Anne Müge birbiriyle anlaşabiliyor mu?:) Tuhaf bir soru oldu belki ama sormak isteğim ikisi arasında bocaladığın oluyor mu?

Nadiren. Aslında anne olunca daha çok kendim olabildim sanırım. Her oğlak kadını sorumluluk duygusuyla biraz anne doğuyor sanırım. Zihnindeki ödev gerçeğin olunca da daha sevimli bir öze sahip oluyorsun aslında.

Aile büyükleri ve bakıcı desteği olmayan anne – eş- evden çalışan olarak zaman zaman ağır yükümlülüklerin nefes boruma çöktüğü, ‘dünya bir çekil git’ diye haykırmak istediğim, eklemlerimin bağlantı yerlerinin bedenimde olmadığına hükmettiğim zamanlar oluyor.

Sonra anneannemin çocuk büyütme koşullarını düşünüp son bir kuvvetle tekrar asılıyorum ve işler bir sonraki düğüme kadar yoluna giriyor.

  • Annelikle birlikte evhamlar artıyor deniyor. Sende böyle bir şey oldu mu? Bu durumu nasıl değerlendiriyorsun yani kadınların anne olunca aşırı titiz, endişeli bir yapıya bürünmesini?

Lohusalıktaki hormon depremi ile bunu normal karşılıyorum. Hatta bunun genişletilmiş sınırını emzirme dönemine bile çekebilirim. Ama uzun vadede bunun çocuğun gelişime ket vuran bir şey olduğunu düşünüyorum. Çocuk belki mikrop kapmıyor ama dünyanın aşırı tehlikeli bir yer olduğu virüsünü kapıyor.

Endişe benim de sahip olmaktan memnun olmadığım, cüzdandaki bozuk para gibi, değerinden fazla ağırlık yapan bir şey. Dünyaya bir kez daha gelirsem ikizler burcu gelmek istiyorum. Olmadı beni matrikse bağlayın lütfen, düzlesinler o lobu.

  • Biz anneler ne kadar yanlış olduğunu bilsek de gene de çocuklarımızla ilgili hayaller kurmadan edemiyoruz. Bu bence kendiliğinden oluşuyor. Hem insan hayallariyle yaşar değil  mi? J Senin kıznla ilgili hayallerin, umutların neler? Mesela kendi yapamadıklarını, kızının yapmasını istiyor musun, ya da bekliyormusun diyelim?

Evet bu oluyor ister istemez. Ödev/eğlence dengesini benim kurduğumun tersine, ötelenmemiş mutluluk lehine kurmasını diliyorum. Ben çalışırken mutluydum, ama o dünya değişti artık. Z kuşağı çocukları ancak yaratıcılıkla fark yaratabilecek. Bunu da ödevin verdiği esas duruşla yapabilmeleri kanımca mümkün değil.

Zaman zaman hayallere kapılıyoruz eşimle biz de. Gökçe’nin konser başlamadan Gürer Aykal’ın elini öptüğü baş-keman olduğunu ya da çelloyla evde Damdaki Kemancı’nın provalarını yaptığını filan hayal ediyoruz ekonomist anne- mühendis baba olarak. :)

Teşekkküler :)

photo (2)Şimdi söz sırası Gökçe’de

  • Merhaba Gökçecim. Bugün nasılsın? Mutlu ,üzgün, şaşkın, yorgun, heyecanlı… Neden? Bize anlatabilir misin?

Neşeli. İstanbul’daki dört duvar ev yerine, Ankara’da anneannemin bahçeli ve kedili evindeyim. Birazdan küçük işaret parmağımla kedim Şok’un kafasını sevip ona süt vericem.

  • Gökçecim eminim annenle vakit geçirmeyi seviyorsun ama her zaman birlikte olamıyor anneler ve çocuklar. Hangi zamanlar annenin yanında olmasını  çok istiyorsun? Sen isteyip annenin sebnin yanında olmadığı zamanlarda ne yapıyorsun? (Mesela ağlıyor musun, mutsuz mu oluyorsun, annenin geleceğinden emin olduğun için rahatlıyor musun, oyunla mu vakit geçiyorsun vb)

Uyurken, uyanınca, tuvalete giderken, ayakkabımı bağlarken, kitap okurken, TV’yi açıp kapatırken, yaptığım resmi gösterirken, 1000. kere değiştirdiğim elbiselerimden birini giyerken, evdeki oyuncak kümelerinin arasında ilerlemeye çalışırken, çok yemiyim diye üst raflara kalkan çikolataya ulaşmaya çalışırken istiyorum annemi.

Aslında oyuna gidiyorum, arkadaşlarımı da seviyorum ama biri olacaksa o annem olsun istiyorum. Çünkü tam da o yaştayım. Çünkü bakıcım yok, anneannem Ankara’da, babaannem Bodrum’da, babam da işte. Çünkü annem yoldaki detaya dikkatimi çeken, nesnelere isim veren , etrafımda olan biteni anlamamı ve sevmemi sağlayan sıcak şey. Hatta onun bir rengi bile var: Sarı. O varken dünya daha güvenli ve eğlenceli.

  • Oyun oynamak çok keyifli değil mi? Sen hangi oyunları seviyorsun? En çok kiminle oynamayı tercih ediyorsun?(anne, baba, arkadaş, dede, anneanne, babaanne vb.) Neden?

Oyun benim asıl işim. Şu ara benim de anne olduğum ve bakım verdiğim oyunları seviyorum, sonra küplerden hayvanat bahçesi yapıp hayvanlarımı konuşturmayı, oyun hamurumdan yemekler yapmayı, okuduğumuz Kırmızı Elma kitabını canlandırmayı. Annem aktivitecidir, evdeki ıvır-zıvırdan beni çok eğlendiren aktiviteler yapar. Ancak beni çok özlemiş geldiğinden akşam babam gelince oyun kurmak da çok keyifli oluyor.

  • Annenle iyi anlaşıyor musun? Annen en çok ne için sana kızıyor? (kızdığını varsayıyorumJ belki de hiç kızmıyorsundur o zaman sadece birinci soruyu sormak yeterli ama gene de cevabını merak ediyorum)

Anlaşıyorum annemle. Bana kızdığı zamanlar oluyor tabi. Araba koltuğumda oturmadığımda, evde toplanması gereken 6’dan fazla öbek yarattığımda kızıp söylenen bir Ursula’ya dönüyor annem (Denizkızı Ariel’in öyküsündeki Ahtapot Cadı). Ayrıca ben buz gibi yerlere bezelye parmaklarımla basmaya bayılıyorum ve annemin buna neden karşı olduğunu anlamıyorum.

photo (1)Peki sen hiç annene kızıyor musun? Niçin?

Evet bazen bana telefonundan Tayu (Caillou) açmıyor, ya da sonsuza kadar seyretmeme izin vermiyor. Dışarıya çırılçıplak ya da sadece balerinli/kedili donumla çıkmak istememe karışıyor. Yemek yemeden dondurma yememe izin vermiyor. Söyler misiniz kötü yağlı dondurma diye bir şey var mı gerçekten, pakete giren dodo’ları yiyemiyorum da! Sonra geceleri iki kitapta pes ediyor annem ve benim hemencecik (!) uyumamı bekliyor. Ayrıca babam da enginar sevmiyor ben de, bunu biri anneme söyleyebilir mi?

photo (3)Gökçecim annen bize senin yapmış olduğun çok güzel bir resmini göndermiş. Bize bu resmi biraz anlatabilir misin? Neler yaptın bu resimde?

En sevdiğim kitap Minik Balık, ondaki hayvanları yaptım bu resimde.

Teşekkürler….:)

Seni tanımak çok güzeldi Gökçecim. Umarım yüreğindeki güzelliği hibir zaman kaybetmezsin. Teşekkürler…

Müge’cim seni biraz olsun tanıtyabilmek büyük bir keyifti benim için. Sorularıma verdiğin içten cevapların için çok teşekkür ederim. Bir kahve eşiliğindeki sohbetlerde görüşebilmek dileğiyle sevgiler…

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Anneler ve Çocukları Söyleşileri

About these ads

Bu yazıya yorum yapmak ister misiniz?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s