Oyunun Dayanılmaz Cazibesi

Yıllar öncesinden bir anı… İlkokuldayım. 2. veya 3. sınıf olmalı. Ders bitmiş, bütün arkadaşlar evime gitmek üzere yola çıkmışız. Eve dönüş yolunda ne servis var ne de trafik derdi. Yoldaki eğlence oyun yetmemiş  olacak kidaha yolda sözleşiyoruz arkadaşlarla. Hızlıca değişitirilen okul formasının ardından gene aceleyle karıştırılan oyuncak kutusu ve oynanacak oyunun kurgusuna en uygun seçimin verdiği mutlulukla hızla koşmak… Heyecanla koşmak… Peki nereye?

Yukarıdaki anı, okuduğum kitabın satırlarını arasında kaybolmuşken gözümde canlandı. Kitabın kahramanı, gerçek  hayatta da bence bir kahraman. Köy Enstütülerinin kurucusu İ. Hakkı Tonguç.  Yazar Pakize Türkoğlu, “Tonguç ve Enstütüleri” adlı kitabında, İsmail Hakkı Tonguç’un  çocuk ve oyun üzerine görüşlerini aktarırken Tonguç’un şu anısından yararlanıyor.

“…. Ortaokul öğrencilerine henüz bir oyun yeri gösterilmemişti. Oysa onlar çok hareket gerektiren yaştaydılar. Yağışlı havalarda koridorlarda tozu dumana kattıkları görülüyordu. Onlardan bir yer buluncaya kadar alt kattaki bodrumda oynamalrını ama orayı kirletip yıpratmamalarını istemişti. Kalorifer dairesi orada bulunduğu için bodrum katını sık sık denetliyordu. Bir gün gittiğinde  her yerin çamur içinde olduğunu görmesine karşın çıkışmadı. Sustu, bekledi; onlara bu durumu beğenip beğenmediklerini sordu. Öğrenciler azarlanmadıklarına sevindiler. Yaptıklarına üzülerek, bir daha kirletmeyceklerine içtenlikle söz verdiler. Küçük öğrencilerinin bunu nasıl yapacaklarını merak ederek bir süre sonra bodrum katına gittiğinde şunları gördü: Paltolarını koridora halı gibi sermişler, üstlerinde istedikleri gibi oyunuyorlardı.

…..Çocukların oyun gereksinimini bilmiyor değildi. Ama onların oyundan vazgeçemediğini böylesine çarpıcı bir örnekle gördükten sonra. ” Pedagojik görüşlerimde büyük bir değişiklik yapmak gerektiğini anladım”diyor. Oyun çağını aşmamış çocukların eğitim öğretiminde bunun göz önüne alınmasını, onların devam ettiği okulda oyun alanın, derslik kadar önemli olduğunu, ilerde okul yaptırma yetkisine sahip olursa, bunu gerçekleştirmekten yana asla geri kalmayacağını” düşündü. (Tonguç ve Enstütüleri, Pakize Türkoğlu sf.105,106, İş Bankası Kültür Yayınları, V. Basım 2013)

Tonguç’un gözlemlediği olayın üzerinden nerdeyse 80 yıl geçmiş. Değişen nedir?

criancas2

Oyun çocuklar için hala vazgeçilmez. Değişen, benim yaşımdaki anne-babaların hatırlayacağı gibi  günlük hayattaki sosyo-ekonomik şartlar ve tabi ki yeni nesil anne babaların eğitim anlayışları. Evet, çoğunluğumuz artık apartmanlarda oturuyor. Aparmannızda çok sayıda aile oturuyor olsa bile onlarla sosyal ilişkilerimiz  az. Çekirdek aile sayısı arttı ve kadınlar iş yaşamında daha aktif olmaya başladı.  Bunun sonucu olarak da genelde anneanne- babaanne tarafından büyütülen çocuklar azaldı ve okulun tatil olduğu zamanlarda çocuklarını bırakacak kimsesi olmayan ebeveynler, çocukları okul sonrası kurslara, etüd merkezlerine kaydettirmeye başladılar. Eğitim düzeyi yüksek ebeveynlerin çocuklarını daha donanımlı olarak yetiştirmek istemeleri ve tamamen iyi niyetlerinden, isteklerinden kaynaklanan  arayışlar, çocukların dinlenmeleri için ayrılan cumartesi ve pazar günleri, okul ödevleri ve çeşitli kurslarla ellerinden alındı.

Peki, çocuğu hayata hazırlayan, kendisini ifade ettiği, karakterini şekillendiren oyuna ne oldu?

Birer apartman çocuğu olarak büyüyen çocuklarımız, bir araya geldiklerinde oyun kurgulamakta veya  oyunu sürdürmekte zorlanıyorlar. Evde, sadece yetişkinlerle oynayıp  tüm istekleri yerine getilen çocuklar kendi yaşıtları ile oynayamaz duruma geldi. Çünkü evde büyüklerle oynan oyunda kendisine karşı çıkan yoktu, kavga eden yoktu, mızıkçılık yapan, küsen yoktu. Oysa dışarıdaki oyun öyle mi? Peki gerçek hayat böyle mi?

Oğlumu, geçen seneye nazaran dışarıda daha çok vakit geçirmesi ve bunu kendi yaşıtlarıyla yapması, takım oyunları oynamaya başlaması her ne kadar eve gelmek istememesi bizi zorlasa da ,  üstü başı kirden geçilmese de, ironik olacak belki ama, beni çok mutlu ediyor. Oğlum, çocukluğunu yaşıyor. Arkadaşlarıyla tartışmalarını, kızgınlıklarını anlatırkenki heyecanını, gollerini, bisiklet sürmelini anlatıkenki mutluluğunu dinlemek, sonra da yorgunluktan uyuyakalmasını izlemek… İşte bunlar benim için paha biçilmez.

Akademik başarı elbetteki ki önemli ama çocuklamızın oyun oynamalarına fırsat verelim. Oyun,  onların başarılarını daha da arttıracaktır.

Mutlu çocuklar yetiştermeniz dileğiyle…

tumblr_l9d5nfCfts1qcbrv4

Bu yazıya yorum yapmak ister misiniz?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s