Mutfakta Çocuk Var! / Cevizli Kurabiye

Çalışan annelerin en büyük dertlerinden biridir herhalde evle, çocuklarla, kendisiyle yapacaklarının hepsini epi topu iki güne sığdırmaya çalışmasıdır. Son derece doğal ve normal olarak tabi ki hepsini yetiştirememesidir. Sonunda kendini benim gibi, evde normal yürüyüş modundan çıkmış bazen düz, çoğu zaman oyuncak engelli bir koşuda bulan anneler de çoktur. Sonra bir bakmışsızınız ay geçmiş anne bu monoton marotonundan kurtulamamış. Neylersin? Kendi yorgunluğumu eklem ağrıları olmadığı sürece unutmak kolay da, çocukların bu yaşlarının, bu anne-babaya bağlı sevimli hallerinin, tek dertlerinin birlikte vakit geçirmek ve oynamak olan bu zamanlarının bir gün geri dönmemek üzere geçmişte kalacağını düşündükçe içimi burukluk kaplıyor. [bak gene kötü oldum :( ]

Neyse gene böyle koşturmalı bir cumartesi günü başlamış, kızı yüzme kursuna götürmüş, getirmiş, duşunu aldırmış, henüz kahvaltı yapmamış olan baba ve oğula kahvaltı hazırlamış, birlikte çizgi film izlemek isteyen küçük kuzunun gönlü yapılmış, sonra da he birlikte kitap okunmuş ve boğazı kurumasına rağmen kitabın sonu bir türlü gelmeyince dayanmayıp hadi kurabiye yapalım denmiş bir cumartesiydi. Bu kurabiye de nerden çıktı denmesin zira benim minikler çoook uzun zamandır bu kurabiyelerin peşindeydiler de anlatmaya çalıştığım ev hallerinden dolayı kısmet o güneymiş.Büyükçe ve seslice bir sevinç gösterisinden sonra hemen görevler paylaşılmış, anne mutfağa toparlarken kara kuzu [kızım; kendisini hep öyle severim de:)] internette cevizli kurabiye araştırmasına girmiş, slayt gösterisi şeklinde  hızlı geçen malzeme bilgisini not alabilmek için büyük mücadeler veriyor, küçük kuzu da oyuncaklarını topluyor bu sırada. Sonunda yapım aşamasına geçildi ve pek unlu:) bir çalışmadan sonra minik ellerden çok lezzetli kurabiyeler çıktı. Ciğerci kedisi gibi fırının önünde beklemeye geçen küçük kuzu kurabiyeler fırından çıkar çıkmaz 5-6 tane yedi. Gerçekten lezzetli ağızda dağılan bir kurabiye oldu. “Ellerinize sağlık çocuklar kurabiyeleriniz pek lezzetli olmuş” dedim. Oğlum da ne desin! “Annecii, asıl senin eyine sağlıııı, sen hiç yooo biz hiç  hiiiiç  yookk! Anne ne yapsın bu yavruyu… yemesin de kurabiye mi yesin şimdi? :)

DSCN1810DSCN1814DSCN1812DSCN1815DSCN1817DSCN1819

Denemek isteyenler için tarif aşağıda. Şimdiden afiyet olsun!

Malzemeler:

  • 1 su bardağı mısır nişastası
  • 1-1.5 su bardağı un ( kıvama göre yavaş yavaş eklenecek)
  • Oda ısısında 175 g tereyağ ( normali 250g ama ben 175g koydum, gayet iyi oldu)
  • 1 su bardağı pudra şekeri
  • 1 paket vanilya
  • 1 paket kabartma tozu
  • 2 yumurta ( bir tanesinin akı üzerine sürmek  için ayrılacak )
  • 1 su bardağı ceviz

Yumurta hariç hepsi güzelce karıştırılır, yoğrulur. Daha sonra iki yumurta ilave edilir, yoğrulur. 1 su bardağı irili ufaklı kıyılmış ceviz eklenir. Ceviz büyüklüğünde toplar hazırlanıp üzerine yumurta akı sürülür ve kıyılmış cevize bandırılır. Yağlı kağıt ve yağlanmış bir tepsiyle fırına verilir. 180 C de hafif pembeleşinceye kadar 15-20 dk pişirilir.

NOT: Küçük kurabiyeler oğlumun, orta büyüklükteki kurabiyeler kızımın:) Herkes kendi avucuna göre kurabiye yaptı.:)

About these ads

Profiterol ve Benim Çocuklar

Kadının hayatının üçte biri mutfakta geçer. Hele ki çalışmıyor da dünyanın en  sağlam sinir ve kas sistemine sahip olmanızı gerektiren işi olan ev hanımlığını yapıyorsanız, ben, buna biraz mübalağalı da olsa hayatınızın tamamı diyebilirim. Dolayısıyla hayatı mutfakta geçen annenin, çocukları da küçük birer mutfak faresi olup çıkıyor. En azından benim çocuklar öyle oldu.  Bir şeyler pişirmeyi çok severler. “Yardım edebilirmiyiiiiizzz annneee!” deyip daha cevabımızı beklemeden, “Evet, şeyyy aslında hayır, biraz bekleyin, ne yapacaksınız… ” deyip durayım, onlar,  sanki “Seni daha iyi görebilmeeek içiiin! {Lütfen Kırmızlı Başlıklı Kız’daki kurt gibi okuyun:)} der gibi sandalyelerin üzerine çıkıp kollarını sıvamış, bekliyor oluyorlar. Eh bana da artık, ” Şunu çabucak yapsaydım…”, Bakın, iki dakidada hazırlayacağım şey, kaç dakika sürdü…”,” Durun acele etmeyin…”, Dikkat ediiiin…” diye söylene söylene, bu karmaşada debelenmek kalıyor.:)

İşte böyle bir mutfak macerası yaşandı geçtiğimiz pazar günü. Çalışan anne olmanın verdiği duygusallık ve vicdan muhabesiyle, “Hadi bir şeyler yapalım” dedim. Benim çocuklar profiterolu ve ekleri pek severler. Niye?… Tabi ki anneleri  çok sevdiği için:)) Profiterol hem yemesi güzel hem de çocuklarla yapması çok keyifli.

Bir hışımla başladığımız mutfak maceramız, sonuna doğru tek tek fire vermeye başladı. Profiteroller pişince, daha rahat yiyebilmek için gruptan çaktırmadan, ayrılan oğluma, iç kremanın hazırlanmasıyla, kızım da katıldı. Ben de çikolata sosu pişince kaçayım dedim de…:) Mutfak bana baktı ben mutfağa baktım. Olmadı…:) İşte bir tatlı keyif böyle sona erdi.

123457

Ha!… Bu arada, çocuklarıyla bir mutfak macerasına çıkmak isteyen anneler için profiterol tarifi aşağıda. Afiyet olsun, keyfiniz çikolata tadında olsun!

PROFİTEROL

8Kek için

  • 1 su bardağı su
  • 125 g maragarin
  • 1 su bardağı un
  • 3 yumurta
  • 1 su bardağı kaynar su içine 125g margarin ilave edilir ve eriyince yavaş yavaş karıştırarak yapışkan bir hamur elde edilir. Ilınınca 3 yumurta teker teker hamura yedirilir. İyice karıştırıldıktan sonra kaşık yardımıyla pişirme tepsisine toplar halinde pişirme tepsisine yerleştirilir. 175C de 25 dk pişirildikten sonra,fırının sızaklığı 160C’ye düşürülüp 15dk daha pişirilir. Çok fazla kızarmasına izin vermeyin.

Krema İçin                                                                         Çikolata sosu

  • 2,5 su bardağı süt                                                            2 su bardağı süt
  • 2 yumurta sarısı                                                               7 kaşık şeker
  • 1 çay bardağı un                                                               3 kaşık kakao
  • 1 çay bardağı şeker                                                           3 kaşık nişasta
  • 2 kaşık buğday nişastası
  • 1 vanilya

Bunlar da ilginiz çekebilir:

Çatlak Kurabiye

Yeni bir lezzet denemenin zamanı geldi. Hazır gözümüzün önünde enfes tatlı menüsü dolaşırken, hazır çocukları oyalama çalışmaları sonuç vermez bir hal almaya başlamışken neden olmasın dedik! Orjinal ismiyle Chocolate Crinkles Cookies, brownie kekin kurabiye görünümlüsü diyebileceğimiz bir lezzete kayıtsız kalmadık. İki çocuk ve bir anne  neler yapmaz ki dedik ve kolları sıvadık !:)  Elde bir kek, bir lavabo bulaşık, temizlenecek bir mutfak ve promosyon olarak da çikolata lekesi ile mücadele gücünüzü kanıtlayabileceğiniz kirli kıyafetler olsa da eğlencesi ve yemesi hoştu.

Siz de denemek isterseniz işte tarif:( Chef in Training)

  • 2 su bardağı şeker
  • 3/4 su bardağı sıvı yağ
  • 1 su bardağı şekersiz kakao
  • 4 yumurta
  • 2 çay kaşığı vanilya
  • 2 1/3 su bardağı un
  • 2 çay kaşığı kabartma tozu
  • 1/2 çay kaşığı tuz
  • pudra şekeri ( yuvarlamak için)

Resimde görüldüğü üzere minik pastacılar hazır. Her ikisi de bu işte parmağım olsun değince ne olduuu? Anne duruma el koydu… veee iş bölümü yapıldı. Neyse ki kızım yaş itibariyle biraz daha anlayışlı. Yoksa oğluma kalsa mutfağa boya badana yaptırmak zorunda kalabilirdik.

Yumurtaları kırma ve vanilya ile çırpma Sinem’in, şeker, kakao ve yağı karıştırma işlemi de Taylan’nın işi oldu. Ayrı bir kapta karıştırdığımız un, kabartma tozu ve tuzu da kakaolu karışa ilave ettik. En sonunda da bütün karışımları birbirine yavaşça ilave ettik. Yuvarlamayı kolaylaştırmak için 1-2 saat kadar buzdolabının soğutucu kısmında beklettik. Ceviz büyüklüğünde kopardığımız parçaları pudra şekerine bulayıp yağlı kağıdın üzerinde 2-3cm aralıklarla dizdik ve 175C’de 15dk kadar pişirdik. Dışı kıtır içi yumuşacık bir lezzet çıktı ortaya. Bunda içine kendi damak tadımıza uyar deyip ilave ettiğimiz damla çikolatanın ve cevizin de payı olduğu kesin.:) T ek sorun, fırına giren yuvarlakların gerekenden fazla yayılması oldu. Onu da çay bardağı ile keserek istediğimiz şekle sokabildik. :)

Afiyet olsun!

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Miniklerden Çocukluğumun Kurabiyesi

Okullar kapanıyor. Malum piknik mevsimi de başladı. Bugün kızımın okulundan pikniğe gidiyoruz. Haliyle bir şeyler hazırlamak gerekiyor dedik ve çoluk çocuk kolları sıvadık. 

İşe Taylan’la başladık. Abla da okuldan gelince o da katıldı aramıza. Her zaman diyorum çocuklar mutfağa girmeli, sonra da mutfağı kimse görmemeli:)

Çocuklar mutfağa meraklı. Özellikle kızım sabah kahvaltısını kendi hazırlamak istiyor. Kendine yumurta kırıyor. Bıçağı bile çok güzel kullanıyor. Tabi ki anne olarak başındayım her zaman! Bana kalsa vermeyeceğim. Çünkü yarım saatlik işim oluyor sana iki saat…de uçan kuşun kanadını kırmamak lazım…:) Küçük de ablasında ne görüyorsa onu yapmaya çalışıyor. Ablası ödev yapıyor o da yapacak. Elinde bir defter bir kalem o da oturmuş masanın başına, ablası mutfakta o da merakla tencerenin başında. Tabi onları zapt etmek için benim sinirler tavan yapıyor bazen:) O zaman da mutfaktan kovuluyorlar. Sonra da işim bitmeye yakın kapı aralığından kafalarını uzatıp’, en şirin suratlarıyla ” Anneeee’…. Girebilir miyiz?…

İşte bir mutfak hikayesi daha böyle başladı. Annemin benim okuldaki çay partilerine sıkça yaptığı çocukluğumun mantar kurabiyesini yapalım dedik. Gerçi bendeki makinesi kozalak, ceviz, istridye şekillerini de çıkartıyor ya yıllardan beri adı öyle kalmış. 

Malzemeler:

  • 4 yumurta
  • 1 su bardağı pudra şekeri
  • 200 g oda sıcaklığında margarin veya tereyağ
  • 1 pk kabartma tozu
  • 1 vanilya
  • Aldığı kadar un

Yumurtaları kırdıktan sonra şekeri boşaltmak Taylan’ın işi. Pek de yakıştı küçük boyuyla mutfağa:) Bu kadar yeterli şimdilik derken karıştırmaya da heveslendi.  İyi gidiyorduk derken arkamı döner dönmez olanlara bakın.

Neyse ki bu pek hoşuna gitmemiş olacak ki bir süreliğine mutfaktan gitti. Sonra da çikolata aşkına fazla dayanamayıp geri geldi. Bu sırada abla da yetişti  o da katıldı aramıza. 

İki minik, bir anne bitirdik sonunda kurabiyeleri. Pek de zahmetliymiş canım, bütün kurabiyeleri ocak üstünde tek tek pişirmek! Biri ilgilense de mühendislerden geliştiriversinler şunun elektriklisini.

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Yenebilen Bir Deney

İlk defa ortaya çıkan ürünü yiyebileceğimiz bir deney yaptık. Aslında deney dememizin sebebi nasıl oluştuğunu anlamak ve bu konudaki bilgilerimizi artırmak.Yoksa yaptığımız, evimizde yediğimiz bir peynir türü. Lor peyniri diyecektim ama az önce rastladığım bilgiye nazaran bunun lor peyniri olmadığı, asıl lor peynirinin peynir altı suyundan yapıldığını eklemek isterim. Bizimkisi süt kesiğinden elde edilen bir peynirmiş. Yanlışlıkla halk arasında lor peyniri deniliyormuş. Ama beklediğimden daha lezzetli oldu ya artık soframızdan eksik olmaz.

Deney Ön Bilgisi:

Kızımdan biliyorum okul şarkılarında hep vitaminlerden söz ediliyor. Onların yararlarından, bize sağlık ve güç verdiği anlatılıyor. Ya proteinler…

İşte Sinem’e bir de proteinlerin varlığından söz etmek gerekti. Kendisi, benim gibi, bir peynir sever olmadığı için belki nasıl olduğunu görür de kendisi denerse bir ihtimal yer dedim. 

-Sinem protein ne demek biliyor musun?

-Hayır..

-Peki vitamin?

- Vitaminler, bizim büyümemize ve sağlıklı olmamıza yardımcı olur. Hastalanmamızı engeller.

-İşte proteinler de bizim büyümemize yardımcı olurlar.Vücudumuzda meydana gelen bütün faaliyetlerde gereklidirler.

-Peki, protein hangi yiyeceklerde vardır?

-Bilmem!?!

-Vitaminler?

-Meyvelerde, sebzelerde…

-Proteinler de sütte, peynirde , yoğurtta, ette, balıkta, baklagillerde… Yani bir çok yiyecekte var.

Şimdi sütteki proteini görmek için bir deney yapacağız, Hatta sonunda yaptığımız şeyi de afiyetle yiyeceğiz.:)

Gerekli Malzemeler:

  • 1 L süt
  • yarım çay bardağı elma sirkesi
  • Sütü kaynatmak için bir kap
  • Süzmek için bir tülbent ve süzme kabı

Yapılışı:

Sütü iyice kaynattık. Kaynama devam ederken, içine karıştırarak sirkeyi ilave ettik. Süt hemen kesildi ve tortular oluşmaya başladı. Bir müddet daha kaynattıktan sonra süzgecin içine tülbent koyarak sıvı boşalttık ve süzülme işleminin tamamlanması için bir yere asarak beklettik. İyice süzüldükten sonra içine lezzetlendirmek için biraz tuz ve taze kekik ekledik.

Nasıl Oldu?

Sütün içinde bulunan protein kazeindir. Kazein sirkenin içindeki asitle karşılaşınca, asitle birleşemediğinden pıhtılaşır. Biz buna kesildi deriz.Böylece protein oranı oldukça yüksek bir bir besin ortaya çıkar.

Bir de bunu deneyelim:

  • Aynı deneyi başka asidik maddelerle deneseydik aynı sonucu alır mıydık? Mesela limon suyu, yoğurt…
  • Tam yağlı süt yerine yarım yağlı süt kullansaydık sonuç değişir miydi?
  • Yarım çay bardağı yerine bir çay bardağı sirke kullansaydık nasıl olurdu?

Fazladan bilgi:

  • Sirkenin içindeki asit- asetik asit
  • Limonun içindeki asit-sitrik asit
  • Yoğurdun içindeki asit-laktik asit

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Kendi Pastanı Kendin Yap!

Çocuklar neden büyümek isterler? Oysa bilmezler ki belli bir yaştan sonra hep bir önceki yaşlarda olmayı diler insan. Tabii bunu anlatmak o kadar kolay değil. Daha doğrusu anlamak istemiyorlar. Sinem  de 5 yaşını çok merak ediyormuş. Bu aralar sık sık doğum günün ne zaman olacağını sorar oldu. Hatta 3 kere sormak yerine 25 kez sorarsa Ağustosun geleceğini düşünüyor olmalı ki ısrarla sormaya devam ediyordu Ta ki geçen hafta işin aslını öğrenen kadar. okulda en yakın arkadaşları doğum günlerini kutlamışlar ve demişler ki ” Biz artık 5 yaşındayız. Bize saygı duymak zorundasın!” Sinem de o günlerde hastalıktan dolayı iyice hassas hale gelmişken, bu sözler üzerine mızmız olmuş. Öğretmeni de okul çıkışında ”Acaba Sinem’in doğum gününü de mi kutlasak” sözü üzerine  gerçekler açığa çıktı. Bize de onaylamak düştü.

Tabi ki Sinem’in mutluluğuna diyecek yoktu. Hemen pasta siparişlerini vermeye başladı. Saat başı değişen siparişlerin ardı kesilmeyince, artık dayanamayıp;

-Kendi pastanı kendin yap o zaman! dedim.

Zaten ben de karar verememiştim. İyi oldu.:)))

İşe koyulduk. İlk önce bir pastacı şapkası hazırladık. Önlük… ve bir kepçe.:)) İşte fotoğraf da hazır.

Süte bir yumurta, şeker ve un kattık.Karıştırdık… durmadan karıştırdık.  Bir paket de labne peyniri koyduk mu pasta kremamız hazır.

Hazır pasta tabanlarına kremayı döküp, en üstünü de krem şanti ile kapladık. En zevkli yerine geldi sıra. Süsleme için birkaç çeşit şekerleme kullandık.

                                                 

       

Tabi bu şekerlemeleri yediler mi pastaya koydular mı, hangi arada derede bitirdiler anlayamadım. Zaten Sinem süslemek için bir tane koydu, iki tane yedi. Onu fark ettim de Taylan’ı takip etmek pek mümkün olmuyor. Zor bela tamamladık. Ama  iyi oldu.

Bu işin eğlenceli, biraz da zor tarafı olsa da , asıl önemli olan çocuklarımızı yaşamın içine katmak. Ben de fark ettim ki uzun  zamandır, Sinem’le mutfakta birlikte çalışmıyoruz. Oysa önceleri, daha çok birlikte mutfakta vakit geçiriyorduk. Belki bunun bir çok sebebi var şu an için. Bahanesi de çok.   

Ama ne olursa olsun, çocuklara fırsat tanımak gerekir. Hayattan öğrenecekleri çok şey var. Bizim sadece onlara fırsat verip, ortam yaratmak düşüyor. Çok zor değil:) 

Günün sonunda  elde kocaman bir mutluluk ve parmağınızı kıpırdatamayacak kadar  büyük bir yorgunluk.:D