Baloncuklarla Sevdiklerimize…

Malum, bugün  14 Şubat.  Biz, bunu sevenler günü olarak yorumladık ve her akşam daha  ilk lokmam ağzımdayken faaliyet diye tutturan miniklerimle sevdiklerimize ithafen kartlar hazırladık. Biraz oynayalım, biraz eğlenelim, sonra da kesip yapıştıralım dedik. Ancak mümkün müdür ki 2.5 ve 5.5 yaşındaki iki bıcırığa,” Biraz bekleyin, şu işimi bitireyim de sonra yapalım”, demek. Hadi, siz de benim gibi direndiniz ve biraz daha zaman için ısrar ettiğiniz, onlar da ” Ne zaman, ne zaman” baskılarına devam ederler. İtiraf ediyorum, pes eden ben oldum. Bu nedenle birazdan göreceğiniz çalışma, mutfak ortamında, bir yandan tenceredeki yemeği kontrol edip salata yaparken, çocuklara” Aman boyalara dikkat!”, ”Sadece üfleyeceksiniz, içinize çekmek yok!” sözleri arasında binbir zorlukla tamamlanmıştır. Tabi bu uyarılar işe yaradı mı? Nerdeee! Boyalara dikkat” cümlesi tamamen ters anlaşılmış olacak ki, beyaz masa örtüsü rengarenk oldu. Sayfalar yırtılıncaya kadar boyadılar ama sonunda da rahatladılar. Sanki içlerinde bir enerji birikmesi olmuş, yavrucakların. Böyle, her tarafı talan edince, koltuklara rahatlamış bir şekilde serildiler. Ohh, iyi geldi.:))

Gelelim faaliyetimize…

057067Önce renkli baloncuklar yapalım dedik. Yaklaşık  bir çorba kaşığı bulaşık deterjanının içine biraz gıda boyası kattık ve sulandırdık. Sonra hepimizinin çok iyi bildiği gibi, pipetlerden üfleyerek balocuklar oluşturduk. Çocuklar bu kısımda çok eğelendiler. Nerdeyse bir saat boyunca baloncuk yapıp  durdular.  Ancak baloncuk yaparken çok dikkatli olun ve çocuklarınızı kontrol edin. Gerekiyorsa her seferinde ”üfle” diyerek yanlışlıkla içine çekmesini önleyin ya da çocuğunuz bunu uygulayamayacak kadar küçükse siz yapın. Gerçi büyük, küçük farketmiyor. Çünkü ben oğlum için, içine çeker diye tedirgin olurken, kızım, ağzına kaçırdı.(!) O yüzden Lütfen Dikkat, diyorum.

065069

Sonra oluşan renkil baloncukların üzerine kağıt kapatarak, desenlerin kağıda geçmesini sağladık. Değişik şekillerde keserek ”sevgi” temalı kartlarımızı hazırladık.:) Biz çok eğelndik, umarım siz de çocuğunuzla keyifli vakit geçirirsiniz.:)

072073

NOT: Oğlumun da faaliyetlere katılıp sevmesi beni çok mutlu ediyor. Biraz yırttı yaparken ama bence çok güzel oldu. Yukarıdaki resimde küçük kart ona ait.

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Çocuklarla Zihin Haritası

imagesZihin haritası, düşünceleri ve kelimeleri, anahtar kelime etrafında toplayıp  organizasyonu kolaylaştırmak, akılda kalıcılığı artırmak, problem çözmede fikirleri ortaya dökmek vb. amaçlarla kullanılan diyagramlardır. 1960’lı yılların sonunda Tony Buzan tarafından geliştirilen yöntem üretkenliği ve yaratıcılığı da artırır. Zihin haritaları hakkında daha fazla bilgiye ihtiyacım var derseniz  tıklayın. :)

Tezsiz yüksek lisansımı yaparken bu konudaki bir projeyi yaparken çok eğlenmiştim. Bu edenle ÖRAV’da  bu konuda e-seminer olduğunu görünce hemen kaydoldum. O zaman, bir gün bu yöntemi çocuklara da öğretmek gerekir deye aklımdan geçirmiştim. Aradan aylar geçse de en sonunda bunu da uygulamaya aldım:)

 indirEve gelip kızıma, ” Hoşlanacağın yeni bir faaliyet buldum senin için”, deyince tabi sözüm tamamlanmaya fırsat bulmadan ”Hemen yapalım”, deyişiyle sonlandı. Yani ”Bir anlatsaydım, o kadar kafa patlattım”, demek geldi içimden ama zamanımız çocukları, moda tabiriyle Z kuşağı çocukları maşallah her şeyi çok çabuk kavrıyorlar ama her şeyi de çabuk tüketiveriyorlar.  Neyse, yarın yaparız, sana kağıda basıp da getireyim”, dediysem de başa çıkamadım ve o an  yapabileceği en kolay  konuyu seçerek  kızımın merakını gideriyim dedim. ” BEN BİR KEK YAPTIM”.

Sayfanın merkezine anahtar kelimemiz olan kek yapmayı koyduk. Sonra da kek yapmak için gerekli olan malzemeleri bu anahtar kelimeye bağladık. Sonra kek yapımının aşamaları ile malzemeleri birbirine bağladık. Sonunda kek yapımının resmi ortaya çıktı.

008

 

İlk deneme için biraz karışık oldu ama sonunda kek yapımını gözden geçirmiş olduk. Zaten kek yapmayı da yemeği de çok seviyorlar. Tekrar kağıt üzerinde görmek pekiştirici oldu.  Arada  sırada, değişik bir faaliyet istendiğinde veya bir konu üzerinde çocuğunuzun düşünmesini istediğinizde veya bir konun öğrenilmesi istendiğinde uygulanabilecek çok güzel bir yöntem olduğunu düşünüyorum.

Çocuklarla yapılabilecek zihin haritası  konuları için birkaç fikir daha:

  • Bir Günüm Böyle Geçiyor” ( Bir gününün nasıl geçtiğini bir resim üzerinde görüp neler yapılabileceği ve zaman, nasıl daha iyi değerlendirilebilir konusu üzerinde fikirler üretilebilir)
  • Ben Sağlıklı Bir Çocuğum. Çünkü…( Çabucak büyümek isteyen çocuklara, büyümekten daha çok, sağlıklı olmanın önemi üzerinde düşündürebilir:)
  • Kardeşimi Seviyorum! Çünkü…( Kardeş kıskançlığı yaşayan çocuklara, kardeşini sevmek için de bir çok neden olduğunu göstermeye yardımcı olabilir.)
  • Sihirli Bir Değneğim Olsaydı…( Çevremizdeki olumsuzluklar ve bunları yok etmek veya iyileştirmek için neler yapılabileceği üzerinde yeni ve farklı fikirler üretmek için kullanılabilir)

Bunlar da ilginiz çekebilir:

Yolculuklar ve Öğrenmeler

017Anneler  iyi bilirler. Yolculuk esnasında çocukları oyalamak zordur. Hani bebek olsalar arabanın motor sesiyle uyumak bebekler için keyif verici. Arabaya biner binmez gözleri kapanıverir. Ama biraz daha büyüyünce işler değişiyor. Artık onları oyalamak, anneler için büyük bir sorun haline geliyor. hele bizim gibi yolculuklarınız, arabayla 11 saati buluyorsa. İşte bir yol hikayelerimiz de böyle başladı. Kızımı oyalamak için,” Ah şu dağa bak, atı gördün mü, aaa ne güzel kuşlar varmış!,” sözleri bir süre sonra işe yaramaz oldu. Neyse ki sayıları öğrenmişti o günlerde. Bu defa sayı saymaya başladık. Birer, birer, onar onar bine kadar, ikişer ikişer yüze kadar.  Gün geldi bunlar artık sıkıcı hale. Okumaya başlayınca, bak tabelada Ankara şu kadar kilometre yazıyor az  kaldı,  İstanbul’a bu yoldan gidiliyormuş gibi oyalama çabaları ile şehir kavramı gelişti ve buna plaka merakı başlayınca ”Anne bak, bu araba İstanbul’danmış, bu Ankara’danmış” gibi plaka merakı ile anasının kızı olduğunu:) belli etti ve plakaları öğrenmeye başladık. Madem ilgisini çekiyor, bir Türkiye haritası yap-bozu ile bunu iyice öğrenelim dedik. Bugünlerde harita oyunları oynuyoruz. Hem şehirlerin isimlerini hem yerlerini, komşuları öğreniyoruz. Hem de plakaları ile konumları… 

Yani bir yap-boz oyuncağından beklemediğim bir öğrenme malzemesi çıktı. 

Önce ele alınan parçada yer alan şehrin ismini okuyor.

Yerini biliyorsa yerleştiriyor, bilmiyorsa ben ipucu veriyorum. Mesela Türkiye’nin güneydoğusunda, Malatya’nın kuzeyinde ya da Ankara’nın kuzey komşusu gibi. Böylece yönleri de oyunla öğrenmiş olduk.  Plakaları da kardeş şehirler şeklinde öğreniyoruz. Mesela İstanbul 34, kardeş şehri 43 Kütahya, Ankara 06, kardeş şehri 60 Tokat gibi…

Eğlenerek, oyunla öğrenme başarılı sonuçlar veriyor. Yoksa 5 yaşındaki çocuğa al bunu öğren desen pek keyif alacağını sanmam ama oyunla kendisi istiyor. Farklı bir plaka görünce kendisi merak edip soruyor.

İşte yol hikayeleri başlayan öğrenme  ve öğretme etkinlikleri. Kızımın sayesinde bir çok öğretme metodu keşfettim. Hatta aritmetik yaparken bile ben bunu öğrenciliğimde niye böyle yapmadım dediğim pratik yolları birlikte bulduk. Herkesin öğreneceği bir şeyler var bu hayatta. Bazen öğrendiğiniz kişi 5 yaşındaki çocuğunuz bile olabilir.

005014

Bunlar da ilginiz çekebilir:

Hafta Sonu Etkinliklerinden İzlenimler

Çocuklarla farklı bir şeyler yapmak amacıyla hafta sonu bir gün çocukların yaşına uygun ve tabi ki uygun mesafeyi gözeterek uygun etkinlikler seçmeye çalışıyorum. Bu hafat sonu da Trump Towers’daki hem kızıma hem de oğluma uygun etkinlikle r olduğunu görünce kaçırmayayım dedim. Aslan Max ve arkadaşlarının oğlumun dikkatini çekeceğini, kızımın da Mad Science Deneyleri ile eğlenerek öğreneceğini düşündüm. Anladım ki oğlumun beğendiklerini seçip onun adına karar vermem için yaşı küçük. Aslan Max hiç dikkatini çekmedi bile. O daha çok oyuncak dükkanındaki her çeşit arabayı kurcalama ve elimden fotoğraf makinesini kapıp  fotoğraf çekme derdindeydi. Bana fotoğraf çektirmediği gibi her türlü şirin pozu vermeye çalışarak ablasının fotoğraflarını doğru düzgün çekmeme de izin vermedi. Sonuçta kızım verdiği pozlarla oğlum da fotoğraf çeken minik şeklinde dikkatleri çektiler. Ancak etkinliğin sadece Aslan Max ve arkadaşlarıyla fotoğraf çektirmeyle sınırlı kalması, daha farklı eğlenceli şeyler bekleyen çocukları biraz üzdü. 

Mad Science etkinliklerine gelince… Deneylerin yapıldığı yere hiçbir yönlendirmenin olmaması aktivitelere geç katılmamıza neden oldu. Etkinlik alanını tesadüfen görürseniz ne ala…:) Bu haftaki deneyler sanırım hava konuluydu. Havayı hissetme, rüzgarın etkisi, akciğerlerin çalışması ve boş görünen her şeyin içinde aslında içinde hava olduğunu anlatan gösteriler yapıldı. Bizim de meraklı minikler laboratuvarı bölümünde yaptığımız yumurta deneyi de Sinem için süpriz oldu. Biz kendi deneyimizde yumurtayı çıkartmayı denememiştik ve bu konu üzerinde Sinem’le konuşmamıştık. Deney sonunda da bu yumurtayı dışarı nasıl çıkartabiliriz diye sorulunca ” İçine tekrar hava koyabiliriz” deyince çok şaşırdım. Demek ki deneyi çok iyi anlamış ve en önemlisi mantıklı önerilerde bulunabiliyor artık. Bir anne olarak gurur duydum.:) Gördüğüm kadarıyla  bütün çocuklar çok eğlendi.

Hafta sonu her iki gün de devam eden Mad Science gösterileri Kasım ayı boyunca Trump Towers’da olacak. Çocuklarınıza bu deneyimi ve eğlenceyi yaşatmanızı öneriyorum.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Gizli Renkler Deneyi

Çocuklarımız renkleri öğrendikten sonra ilk yaptığımız şey, hangi iki rengi karıştırırsak yeşil olur, hangi iki rengi karıştırırsak mor olur gibi sorularla onun farklı yönde düşünmesini sağlamak. Bunu  için de renkli boyaları karıştırarak kendisinin keşfetmesi daha iyi olacaktı. Yaparak görerek öğrenilen şeyler kolay kolay unutulmuyor. Geçenlerde de acaba kullandığımız boya kalemleri de aynı şekilde renklerin karıştırılmasıyla mı elde ediliyor dedik ve biraz araştırmadan sonra bunu bir deney ile kolaylıkla öğrenebileceğimizi gördük.

Gerekli Malzemeler:

  • Kahve filtre kağıdı
  • Renkli keçeli kalemler veya değişik markalardan siyah marker kalemler
  • Bardak
  • Su

Deneyin yapılışı:

Deneyin esası, kimya sektöründe çok sık kullanılan kromotografi yöntemine dayanıyor. Maddelerin farklı hızlarda dağılmalarından veya bir fazda farklı sürelerde tutunmalarından yararlanarak maddelerin tespiti esasına dayanıyor. Biz de  kağıt kromotografisinden yararlanarak basit bir renkleri ayırma deneyi yaptık.

Kağıt filtrelerini bantlar halinde kestik. Altı kısmından yaklaşık 1,5-2cm yukarıya ve yaklaşık 2cm aralıklarla  irice değişik renklerde noktalar yaptık. Sonra da yarısına kadar su dolu bardağa kağıdın ucu değip renkli noktaların değmeyeceği şekilde daldırdık. Sona da muhteşem renk dağılımını izlemek kaldı.


Bir de bunları deneyin:

Filtre kağıdının alt kısmına renkleri noktalar halinde değilde ince birer çizgi halinde, üst üste çizin. Örneğin kırmızının üstüne mavi, sonra yeşil, sonra mor çizgi çizin. Sonra suya gene çizgi değmeyecek şekilde daldırın. Burada da renklerin dağılım hızlarının farklı olduğunu göreceksiniz.

  • Farklı markalardan siyah keçeli kalemleri kullanıp, her markanın siyahı hangi renkleri karıştırıp elde ettiğini keşfedebilirsiniz.
  • Aynı deneyi, guaj boya, gıda boyası veya tükenmez kalemler ile deneyebilirsiniz. Ne oldu? Hareketli faz olarak su kullandığımız için kullandığımız boyanın suda çözünüyor olması gerekir. Hangi boyaların suda çözündüğünu çocuğunuzla birlikte keşfedebilirsiniz.

İyi eğlenceler…

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Daha fazla deney içinMeraklı Minikler Laboratuvarı‘ına, zeka geliştirici faaliyetler için Akıllı Çocuk Atölyesine bakabilirsiniz.

Yenebilen Bir Deney

İlk defa ortaya çıkan ürünü yiyebileceğimiz bir deney yaptık. Aslında deney dememizin sebebi nasıl oluştuğunu anlamak ve bu konudaki bilgilerimizi artırmak.Yoksa yaptığımız, evimizde yediğimiz bir peynir türü. Lor peyniri diyecektim ama az önce rastladığım bilgiye nazaran bunun lor peyniri olmadığı, asıl lor peynirinin peynir altı suyundan yapıldığını eklemek isterim. Bizimkisi süt kesiğinden elde edilen bir peynirmiş. Yanlışlıkla halk arasında lor peyniri deniliyormuş. Ama beklediğimden daha lezzetli oldu ya artık soframızdan eksik olmaz.

Deney Ön Bilgisi:

Kızımdan biliyorum okul şarkılarında hep vitaminlerden söz ediliyor. Onların yararlarından, bize sağlık ve güç verdiği anlatılıyor. Ya proteinler…

İşte Sinem’e bir de proteinlerin varlığından söz etmek gerekti. Kendisi, benim gibi, bir peynir sever olmadığı için belki nasıl olduğunu görür de kendisi denerse bir ihtimal yer dedim. 

-Sinem protein ne demek biliyor musun?

-Hayır..

-Peki vitamin?

- Vitaminler, bizim büyümemize ve sağlıklı olmamıza yardımcı olur. Hastalanmamızı engeller.

-İşte proteinler de bizim büyümemize yardımcı olurlar.Vücudumuzda meydana gelen bütün faaliyetlerde gereklidirler.

-Peki, protein hangi yiyeceklerde vardır?

-Bilmem!?!

-Vitaminler?

-Meyvelerde, sebzelerde…

-Proteinler de sütte, peynirde , yoğurtta, ette, balıkta, baklagillerde… Yani bir çok yiyecekte var.

Şimdi sütteki proteini görmek için bir deney yapacağız, Hatta sonunda yaptığımız şeyi de afiyetle yiyeceğiz.:)

Gerekli Malzemeler:

  • 1 L süt
  • yarım çay bardağı elma sirkesi
  • Sütü kaynatmak için bir kap
  • Süzmek için bir tülbent ve süzme kabı

Yapılışı:

Sütü iyice kaynattık. Kaynama devam ederken, içine karıştırarak sirkeyi ilave ettik. Süt hemen kesildi ve tortular oluşmaya başladı. Bir müddet daha kaynattıktan sonra süzgecin içine tülbent koyarak sıvı boşalttık ve süzülme işleminin tamamlanması için bir yere asarak beklettik. İyice süzüldükten sonra içine lezzetlendirmek için biraz tuz ve taze kekik ekledik.

Nasıl Oldu?

Sütün içinde bulunan protein kazeindir. Kazein sirkenin içindeki asitle karşılaşınca, asitle birleşemediğinden pıhtılaşır. Biz buna kesildi deriz.Böylece protein oranı oldukça yüksek bir bir besin ortaya çıkar.

Bir de bunu deneyelim:

  • Aynı deneyi başka asidik maddelerle deneseydik aynı sonucu alır mıydık? Mesela limon suyu, yoğurt…
  • Tam yağlı süt yerine yarım yağlı süt kullansaydık sonuç değişir miydi?
  • Yarım çay bardağı yerine bir çay bardağı sirke kullansaydık nasıl olurdu?

Fazladan bilgi:

  • Sirkenin içindeki asit- asetik asit
  • Limonun içindeki asit-sitrik asit
  • Yoğurdun içindeki asit-laktik asit

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Çiçeğin içtiği su nereye gider?

Yaz geldi. Artık çocukları evde tutmanın imkanı yok. Her yerde çiçekler açtı, ağaçların neredeyse meyveleri olgunlaşacak. Ağaçları, yapraklarından tanımaya merak sardık. Şu ağaç, kiraz ağacı, şu elma derken, acaba nasıl bu kadar çabuk büyüdüler…

Okulda öğrendiğimiz şu cümle size de tanıdık gelecektir.”  Bitkiler topraktan aldıkları su ve mineraller ile güneşten gelen enerji ile….” İşte bu topraktan gelen suyun, bitkilerin büyümesine katkısını gözlemelemek için bir deney yapalım dedik.

Gerekli Malzemeler:

  • Bir çiçek ( Beyaz renkli olması tercihimizdir)
  • Bir bardak su
  • Gıda boyası

Deneyin Yapılışı:

Bahçeden topladığınız çiçekleri, hatta bizim gibi yol kenarında kendiliğinden yetişen çiçekleri bulursanız daha iyi olur, bir miktar gıda  boyası katılmış suyun içerisine koyuyorsunuz. Sizin yapacağınız bu kadar. deneyin devamını sevgili çiçeğiniz yapıyor. :) 1-2 saatlik aralıklarla fotoğrafını çekerseniz, renginin nasıl değiştiğini görmek daha güzel oluyor.

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Daha fazla deney için:

Gökyüzü Neden Mavidir?

Merak eden çocuk soru  sorar. Ancak bazen bu merak duygusunun ortaya çıkması için çocuğa ortam yaratılması gerekir. Mesela çocuğunuza  kitap okumayı sevdirmek  için kitap oku derseniz bunda pek başarılı olacağınızı sanmıyorum. Zaten emir kipindeki cümlelerle veya sadece yapılması gerekeni ifade eden cümlelerle  kimseye bir şey yaptırtmak , hele sevdirmek  mümkün değil. Çocuklar konuşmayı, yürümeyi vb. hareketleri taklit ederek öğrenir. Bu tespitten yola çıkarak kitap okumayı çocuğunuza sevdirmek için ilk önce sizin kitabı sevmeniz ve okuması için de sizin  de kitap okuyor olmanız gerekir.

Bu düşüncelerden hareketle, kızımın genel kültür bilgisinin artması için onun sorduğu soruların yanı sıra ben de ona bazı sorular sorarak o konu üzerinde düşünmeye yönlendiriyorum. Bir önceki yazımda bahsettiğim beyin nasıl birşey, kanımızda ne var gibi kendi merak ettiği soruların cevaplarını birlikte bulduk. Şimdi sıra bendeydi.:)

-Gökyüzü neden mavidir?

-Bilmiyorum!

-Biraz düşün o zaman. Neden mavi görünür?

-Bulutlar mavi olduğu için…

-Bulutlar mavi midir?

-Bazıları… Beyaz da var, gri yağmur bulutları da…

-Demek ki bulutlardan değilmiş!

-????

Kendimizi havanın içerisinde yaşıyormuşuz gibi düşünebiliriz. Yani hava her yerdedir.

-Mesela camları açarız hava içeriye girer  ve temiz hava soluruz.

-Peki camları kapatırsak içeride hava olur mu?

- Evet, yoksa nefes alamazdık!

Yani, hava her yerde var. Hava dediğimiz gaz karışımı aslında renksizdir. Göremiyoruz ama hissedebiliriz. Elini hızlıca salla! Etrafımızdaki nesneleri de güneşten gelen ışınlar onları aydınlattığı için görebiliyoruz.

Güneş ışınları atmosfere girdiğinde atmosferdeki gaz moleküllerine ve toz parçacıklarına çarparak saçılır. Gün ışığı değişik dalga boylu birçok ışından oluşur. En kısa dalga boylu mavi ışınlar atmosferin üst tabakalarındaki küçük parçacılar tarafından hemen saçılırlar. En büyük dalga boylu olan kırmızı ışığın saçılması için çok daha büyük parçacıklara çarpması gerekir.

Gökyüzü açık olduğunda, mavi ışık diğer ışıklara oranla en fazla saçılan ışıktır. Bu yüzden de gökyüzü mavi görünür. Mesela gökyüzü yoğun bulutlarla veya dumanla dolu olduğunda, tüm ışınlar nerede ise aynı oranda saçılır. Bu da gökyüzünün gri renkte görünmesine sebep olur.

Bir de gökyüzünde renk şölenine neden olan ve Kutup Işıkları adını verdiğimiz muhteşem gökyüzü manzaraları var.Kutup yakınlarında ki  bölgelerinde kıştan yaza geçerken saçılan güneş ışınlarının  manyetik alanlara rastlaması sonucu gökyüzü rengarenk görünür.

 

 

 

 

5 yaşındaki bir çocuğa onun anlayabileceği dilde anlatmak zor. Sorularla onu cevaba yönlendirmeye ve mümkün olduğunca basit dilde aktarmaya çalıştım. Kutup ışıklarını da merakını arttırmak için anlattım. Nitekim de başarılı oldum. Çünkü gerçekten çok güzel bir manzara. Öyle değil mi?:)

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Adam Olacak Çocuk Soru Sorar!

Çocuklarda merak duygusu doğuştan olsa gerek  ki meraklı olmayan çocuk genelde yok gibidir. Özellikle 3-4 yaşlarında bu tavan yapıyor. Zamanla, büyüdükçe, günlük  yaşamın içinde boğuşmaya başlayınca, toplum içinde daha çok yer almaya başlayınca  bu duygu azalıyor, köreliyor ve gittikçe daha az soru soran, merak eden bireyler haline geliyoruz. Bunun bir çok sebebi yada bahanesi diyelim, elbet bulunabilir. Oysa çocuklardaki merak duygusu, öğrenme isteği soru sorarak kendini gösterir ve genelde biz anne babalar,gene birçok bahaneye sığınarak bu soruları geçiştirir ya da bilinmeyen bir zamana erteleriz. Bu cevaplamaya imkan  bulamadığımız zamanlarda sarf ettiğimiz kelimeler bazen çocukların tekrar soru sorma cesaretini kırar. Girişimciliklerine bir engel oluşturur, belki de özgüven olumunu sekteye uğratır.

Son zamanlarda kızımın sonu gelmeyen sorularını geçiştirdiğimi, bazen de tahammül sınırlarında dolaştığımı fark ettim. Bunun elbetteki bahanesi var  ama dediğim gibi bahaneler boş. Oysa, kızımın 3 yaşınkeykenki  çok basit sorularına bile bıkıp usanmadan cevap verebiliyordum. 

- Anne, neden karga lambanın üstüne konmuş?

- Yorulmuş olabilir.

-Neden?

-Çok uçmuş olabilir.

-Neden?

-Yemek bulmak için belki de…

-Neden?

-Acıkmıştır.

-Neden?

-NEDEN?

-Neden?….

Sonu gelmeyecek gibi görünen ”Neden” soruları.

Zamanla soruların niteliği de değişti.

-Anne, beynimiz nasıl bir şey?

-Kanımızda ne var?

-Kalbimiz nasıl çalışıyor?

Bu soruları okuldaki bir etkinlikte, okuduğumuz hikayede ilgisini çektiği içi merak ediyordu. En son da okuduğumuz kitapta dünyanın yuvarlak olduğunu    kimin  ve nasıl olduğunu anlatıığı bölümde güneş tutulmasından bahsediyordu.  

-Güneş tutulması ne demek?

Basitçe açıkladım. Ertesi gün de güneş tutulması ile ile ilgili videolar izledik. Bu çok daha eğitici ve eğlenceli oldu.  

Ben de yeni bir karar aldım. Merak ettiği konularda ona karşı daha sabırlı olacağım ve gerekli desteği gösterceğim.

Adam olacak çocuk çok soru sorar  diye  düşünüp bloğumda yeni bir bölüm açmaya karar verdim. Bir nebze de olsa, çocukların merakını giderecek, anne- babalara yol gösterecek,  zor sorular basitçe cevapların olacağı yazılar  ADAM OLACAK ÇOCUK’ta.

İlk konu  da gökyüzü neden mavidir? :)

ÖDÜL OYUNU- ŞİFRE ÇÖZMECE

Survivor ilgiyle izlediğim bir yarışmaydı. Televizyonumuzun hazin akıbeti nedeniyle izlediğim tek programı da silmiş olduk. Yarışmanın ilgimi çeken  yanı,  elbetteki oyunlarıydı. Çoğu, hem fiziksel hem de zihinsel güç gerektiriyor. Kızımın, hatta oğlumun bile ilgiyle izlemeleri ve oyunlar esnasında heyecanlanmaları bana bir fikir verdi. Evde oynanabilecek, hem eğlenecekleri, hem de düşünmelerini  gerektirecek, sonunda da bir ödülü olan oyunlar hazırlayabilirdim. Nasıl bir oyun  diye düşünürken şifreleme yöntemi aklıma geldi.

29 harfin her birine karşılık gelecek şekilde semboller yazdım. Sonra da ödüle giden üç aşamalı yol için ipucu kelimelerini semboller halinde kağıtlara yazdım. Örneğin birinci kağıttaki sembollerden kelimeleri bulunca, ikinci kağıdın nerede olduğunu tahmin ediyor. İkinci kağıttaki sembolleri harflere dönüştürüp okuyor ve yerini tahmin ediyor. Bu böyle son aşama ödüle kadar devam ediyor. Ben çok uzun olmasın diye üç şifre kağıdı hazırladım. Sinem çok eğlendi. Ama sanırım biraz basit geldi. Belki de daha önceden böyle şifre alıştırmaları yaptığı içindir. Bir dahaki oyunu biraz zorlaştırmak gerekiyor. Bu etkinliği, çocukların dikkatini ve tahmin etme yeteneklerini geliştirmeye, basit kelimeleri okumaya yönelik olarak hazırladım.

Bunlar da ilginizi çekebilir: